Palmiye Yağı Sorununda Son Durum ve Öneriler

Son günlerde palmiye yağı ile ilgili gündeme gelen gelişmelerden ötürü platformumuza gelen çok sayıda soru üzerine bu derleme yapılmıştır.

Özellikle bir ürün ve markanın ön plana çıkartılarak palmiye yağının muhtemel zararları gerek dünya gerekse ülkemiz gündemine oturmuştur. Bunun üzerine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı harekete geçmiş ve Bakanımız sayın Faruk Çelik tarafından Türkiye'de palmiye yağı kullanılan ürünler konusunda bilimsel bir çalışma yapılmasının kararlaştırıldığı, sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılacağı ve bilimsel veriler ışığında gerekli idari tedbirlerin alınacağı ifade edilmiştir.

Bakanlık üzerinde düşeni yapmıştır.
Çok geniş bir üretici, tüketici ve ithalatçı kitlesini yakından ilgilendiren böyle hassas bir konu üzerinde bakanlık üzerine düşeni yapmış ve ilk adımı atmıştır. Bundan sonra bakanlığın başlattığı çalışma sonuçlanıncaya kadar beklemek ve daha sonra gerikirse radikal kararlar almak uygun olacaktır. Bu süre zarfında, tüketiciler palmiye yağı kullanılan ve kullanılma ihtimali olan gıdalardan bir süre uzak durmalı, üreticiler ise palmiye yağından ziyade diğer bitkisel yağları tercih etmelidir. Bakanlığın yapacağı çalışmalar sonucunda, rafine edilmiş palmiye yağının kullanımı yasaklanabilir veya gıdalardaki kullanım miktarı sınırlandırılabilir. Ayrıca gıda etiketlerine hangi bitkisel yağın kullanıldığının açıkça yazılması zorunlu hale getirilmelidir. Böylece tüketici tercihi için imkan sağlanmış olacaktır. Bu önerilere gerekçe olarak aşağıdaki bilgiler sunulmuştur:

Palmiye yağı kanserojen midir?
Yağların yüksek sıcaklıkta kullanılmasına veya rafinerizasyonuna bağlı olarak glisidil, 3-Monochloropropane-1,2-diol (3-MCPD), 2-monochloropropane-1,3-diol (2-MCPD) ve bunların yağ asidi esterleri gibi sağlık için zararlı bazı yan ürünler ortaya çıkmaktadır. Bunlar genotoksik ve kanserojen yani genlerde hasar oluşturucu ve kansere yol açıcı maddelerdir. 3-MPCD böbrek için toksiktir, zarar vericidir. Glisidil ise deney hayvanlarının birçok organında tümör oluşumuna yol açmıştır.

Yağlarda oluşan bu üç ürün en fazla palmiye yağında oluşmaktadır. Diğer yağlarda yaklaşık 5 kat daha az oluşmaktadır. Yağların cinsine göre glisidil 263 kat, 2-MCPD 18 kat, 3-MCPD ise 60 kata kadar daha az olabilir. Dolayısıyla rafine edilmiş yağlarda çok az da olsa kanserojen maddeler bulunmaktadır. Ancak oluşan miktar palmiye yağında en yüksek düzeydedir. Palmiye yağı şayet rafine edilmez ise bu risk oluşmaz. Ancak yağdaki kırmızımsı renk ve kendine has kokusunun uzaklaştırılması için rafine edilmektedir ve bu süreçte 200 santigrat derecenin üzerinde ısıya maruz kalmaktadır.

Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA) uyarıyor: Herkes risk altında!
Yağlarda ve gıdalarda oluşan bu yan ürünlerin miktarları ve sağlık riskleri EFSA tarafından araştırılmış ve 2016 yılı Mayıs ayında rapor halinde yayınlamıştır.
Bu rapora göre palmiye yağı ile cips, bisküvi, kurabiye, kek, kakaolu krema ve margarin gibi gıda ürünlerinde yüksek miktarlarda bu zararlı yan ürünler tespit edilmiştir. Bunların tüketildiği miktarlar da göz önüne alındığı zaman, orta düzeyde tüketildiklerinde çocuk ve gençlerin, fazla miktarda tüketildiklerinde ise her yaş grubunun risk altında olduğu rapor edilmiştir.

Palmiye yağı hangi ürünlerde vardır?
Et suyu tabletinden cipslere, gofretten margarinlere ve kakaolu kremalara kadar çok sayıda üründe bulunmaktadır. Ancak gıda etiketlerine bakarak bunların hepsini görmek mümkün değildir. Çünkü etiketlerde her zaman kullanılan yağın cinsi belirtilmemekte ve sadece “bitkisel yağ” şekline ifade edilmektedir. Bazı ürünlerde ise hangi bitkisel yağın kullanıldığı parantez içinde yazılmaktadır. Özellikle yağ içinde kızarmış ürünlerde hangi yağın kullanıldığı sorgulanmalıdır. Palmiye yağı etiketlerde sadece “palm” olarak yazılabildiği gibi Türkçe tercümesi olan “hurma yağı” şeklinde de yer alabilmektedir.

Sorun abartılmakta mıdır?
Tüketiciler olarak çok sayıda zararlı olabilecek maddeye maruz kalmaktadırlar. Sadece palmiye yağı veya sadece gıda katkı maddelerinden bir tanesi olsa belki vücudumuz tolere edebilecektir. Ancak bu maddelerin birbirleriyle ve gıda maddeleriyle etkileşimleri söz konusudur. Dolayısıyla tahmin edilemeyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Örneğin yosundan elde edilmiş bir kıvam artırıcı olan karragenan (E407). Bu madde çikolatalı veya meyveli sütlerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Kendisinin bir zararlı etkisi yoktur. Ancak çok tüketildiği zaman bazı kanserojen maddelerin etkinliğini artırmaktadır. Palmiye yağı veya rafinerize yağ örneğinde olduğu gibi kanserojen bir içerik başka maddelerce daha zararlı hale getirilebilir. Bu yüzden imkan ölçüsünde az veya çok olduğuna bakılmaksızın zararlıların tümünden kaçınmaya çalışmak genel sağlığımızı koruyacaktır.

Çözüm nedir? Tüketici ne yapmalıdır?
Mümkün olduğunca işlenmemiş, en doğal, en az sayıda katkı maddesi içeren ürünler tercih edilmelidir. Örneğin krema yerine bal veya reçel, cips yerine sade mısır patlağı veya kuru yemişler tercih edilebilir. Yağ olarak palmiye yağının kullanıldığı ve kullanılma ihtimali olan gıdalardan bir süre uzak durulmalıdır. Böylelikle üretici ve bakanlığın adım atması sağlanmalıdır.

Alışverişlerde abur cubur cinsinden hazır paketli ürünler normal gıda maddesiymiş gibi fazlaca alınmamalı, evlerde abur cubur bulundurulmamalıdır. Bunlar nadiren acil ihtiyaç halinde tüketilecek ürün olarak değerlendirilmelidir. Bu hususta ebeveynler çocuklarına rol model olmalıdır.

Yağ olarak, sıvı yağlardan sızma zeytin yağı ilk tercih olmalıdır. Katı yağlardan ise tereyağı tercih edilmelidir. Ağırlıklı olarak sıvı yağ tüketilmelidir.

Üreticiler palmiye yağından ziyade diğer bitkisel yağları tercih etmelidirler. Bakanlık ise yapacağı çalışmaları bir an önce sonlandırmalıdır.


Prof. Dr. Fatih Gültekin
Helal ve Sağlıklı Gıda Platformu Dönem Koordinatörü
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Gıda ve Beslenme Gurubu Üyesi
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi





Yetkili Girişi