BİTKİSEL ÜRÜNLERİN İLAÇ OLARAK KULLANILMASI *

 

Mehmet GÜRBİLEK

 

Necmeddin Erbakan Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı, Konya

E-posta: gurbil@yahoo.com

 

Özet

Bitkiler gıda ve ilaç olarak çok eski zamanlardan beri tedavi amaçlı yaygın kullanılmakdatır. Bugün Amerikada  1500 ila 1800 civarında satılan bitki vardır. Bu bitkisel gıda takviyeleri güvenli gibi görülmesine rağmen, yaygın olarak kullanılan bazı maddelerin önemli yan etkileri ve diğer belli  farmasötiklerle etkileşmelere sahip. FDA'ya göre, gıda ve ilaç takviyeleri ürün olarak tanımlanmaktadır. İçeriği bir veya daha fazla gıda bileşeni, vitamin, mineral ve bitkisel aminoasit, total diet alımının artırılmasıyla ilgili diyetsel maddelerin yan etkileri, katkı maddesi, metabolit, özüt veya tamamını içerebilir.

Bitkisel suplemantlerin yan etkileri hakkındaki bilgilerin çoğu  çeşitli sağlık problemleri üzerine odaklanmaktadır. Bazı bitkisel komponentlerde bulunan pyrrolizidine alkoloidin karaciğer toksisitesi, bazı Çin birtkileri tarafından oluşturulan Nefrotoksisite; özellikle aristolochia gibi bitkiler urotelyal kanserlerle ilişkilidir. Efedra  alkoloidleri kardiak sorunlar oluşturabilir. Önerilen dozlarda alındığı zaman yan etkileri bilinmeyen Bitkisel takviyeler, aşırı dozlarda alındığı zaman toksik etkiler meydana gelebilir.

Anahtar Kelimeler:Gıda  ve İlaç katkıları.Bitkisel ilaç,bitkisel gıda katkı maddeleri

 

GİRİŞ

Bilindiği üzere ülkemizde gittikçe artan bir şekilde çeşitli bitkilerin çiçeklerinden, yapraklarından, kabuklarından veya diğer kısımlarından değişik yöntemlerle elde edilen ve genelde sıvı şeklinde olan formlar, kanserden diyabete kadar, neredeyse her türlü hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.

Doğal olana yönelme isteği bitkisel ürünlerin “doğal olduğu için kullanımında sorun olmaz” algısında artma gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Kadınlar erkeklere göre bu ürünleri daha sık kullanmaktadır.

Radyolarda abartılı tanıtım ve satış kampanyaları, Tv programlarında abartılı, hatta gerçekten uzaklaşılan doğal – zararsız söylemleri ve neredeyse “reçete ”verilmesi, gazetelerin verdiği reklam, eklerindeki yazılar “kuponlu kitap” uygulamaları kullanımın artmasına neden olmuş olabilir.

Ülkemizde son zamanlarda gerek yazılı ve gerekse görsel basında bitkilerden elde edilen çeşitli ürünlerin (çekirdek, ekstre vb.) çok çeşitli hastalıklar için önerildiği ve aktarların, neredeyse, doktor ve eczacıların yerini aldıkları görülmektedir.

Bitkisel ilaç ve tedaviyi bir kenara atmak, yok saymak bilimden uzak bir düşüncedir. Örneğin, Bilimdeki gelişmelerin ışığında, söğütten asetil salisilik asit aspirinin etken maddesi izole edilmiş, yapısı aydınlatılarak ve tamamen sentetik olarak elde edilerek, 1890 yılında insanlığın hizmetine sokulmuştur.

Bitkilerden ilaç hammaddesi elde etmeden, bitkisel ilaç haline getirilmeden, etkinliği, kalitesi ve standardizasyonuyla ilgili hiçbir çalışma yapmadan ilaç yerine kullanılması, toplumumuzda çok önemli sorunlar yaratabilir. İnsanların planlanan tedavilerini bırakıp, çeşitli bitki ekstresiyle tedavi olmaya çalıştıklarını biliyoruz, duyuyoruz. Hipertansiyon hastaları ve Diyabet hastalarının sıklıkla basın, gazete ve televizyon reklam ve programlarına inanarak bu yolu seçtikleri ve denedikleri, bunun sonucunda daha kötüleşerek hastaneye geldikleri bir gerçektir.

Bunun ötesinde yukarıda sözü edilen maddeler fahiş fiyatlarla vatandaşlarımıza satılabilmektedir. Haksız kazanç ve hileli satış, sonucunda hem maddi hem de manevi kayıplar oluşmaktadır.

“Bitkilerden ilaç elde edilmesi”, “bitkisel ilaç yapılması” kavramları ile “bitkilerin ilaç olarak kullanılması“  kavramlarını çok net olarak birbirinden ayırmak gerekir.

İlaç Nedir?

Bir molekülün ilaç olabilmesi için, her şeyden önce belli bir hastalıkta, bir belirtide, tıp deyimiyle bir endikasyonda faydalı olabileceğini öngören bir kuram olması gerekir.

Bitkisel ilaç; WHO tarafından 1991 yılında Cenevre toplantısında yapılan tarife göre, Bitkisel drog veya karışımların olduğu gibi veya değişik preparatları halinde etkili kısım olarak taşıyan, bitmiş, etiketlenmiş, tıbbi ürünler veya müstahzarlardır.

Bitkisel: Bitkilerden elde edilen nebati

Ürün: Doğadan elde edilen üretilen yararlı şey,  Mahsul, türlü endüstri alanlarında hammaddelerin işlenmesiyle elde edilen şey.

Bitkisel Ürün:  (yaprak, kök, gövde, vb.)tek ya da birden fazla bitkiden üretilen madde.

Bitkisel İlaç:  (Good Manufacturing Product; GMP) İlaç formunda üretilmiş, bitmiş, etiketlenmiş, tıbbi ürünler ve müstahzarlardır.

Bitkisel Drog: İnsan sağlığı için önemli fotokimyasallar  (bitki kimyasalları)

Besin destekleri: Vitamin, mineral, posa amino asit gibi besin öğelerini içeren preparatlardır. Besin destekleri, genel olarak diyetle karşılanamayan besin öğelerini yerine koymak ya da hastalık gibi durumlarda artmış ihtiyacı karşılamak için kullanılır.

Nütrasötikler: Hastalığın önlenmesi tedaviside dahil olmak üzere, sağlığı destekleyen, tıbbi yararlar sağlayan besin yada besin ürünüdür. Bir maddenin nütrosötik olarak kabul edilebilmesi için kanıtlanmış fizyolojik bir yararı ya da kronik hastalıklara karşı koruma sağlaması gerekir.

Fonksiyonel besinler: Nütrifikasyon denen işlemle üretilir. Besine içerdiği veya içermediği besin öğesi eklenir.

Farmakognozi: Tıbbi bitkiler, etken maddeleri, etkileri ve kullanılışını inceleyen Eczacılık bilimidir.

 

 

 

İlaç Geliştirme Süreçleri:  

Faz I: Gönüllüler üzerinde deney yapılır ve molekülün dozu; farmakokinetiği ve güvenliği bilgi edinilir.

Faz II: İlaç olmaya aday molekülün hastalarda denendiği ve doz aralığı, etkililik ve güvenlilik konusunda bilgiler edinildiği çalışmalardır.

Faz III: Daha fazla sayıda hasta üzerinde ve çok merkezli olarak yapılan çalışmalardır. Sağlık otoritesinden gerekli izinler 8-13 yılı ve milyar doları bulabilen-araştırma geliştirme harcamasını

Faz IV: Faz 3 çalışmalarının ardından beş yıl kadar bir süre geçmesi beklenir. Ruhsat alımından sonra, ilaç eczanelere girer, fakat güvenlik araştırma süresi bitmez, sürekli devam eden bir fazda kalır ve güvenliğine ilişkin veriler toplanmaya devam eder.

SAĞLIK AÇISINDAN RİSKLER

Bitkisel ilaç ve tedavinin faydaları inkâr edilemez ama akıldan çıkarılmaması gerekli önemli riskler vardır;

1. Bitkisel ürünler pek çok toksik (zehirli) madde, mikroplar, ağır metaller, kimyasal zehirler, vb. içerebilmektedir.

2. Farmakokinetik özelliklerden kaynaklanan ilaçlar ile etkileşime giren bitkisel ürünler klinik olarak “toksisite (zehirlenme)” yaratabilir. Her yıl yaklaşık 100.000 ölümün bu nedenle meydana geldiği ifade edilmektedir.

3. Bitkisel ürünlerin yaratabileceği karaciğer toksisitesinin ciddiyetinin bu ürünlerin içerdiği ağır metallere, mikroorganizmalara, ürünleri kullanan kişinin yaşına ve hastalığının genetik ve diğer özelliklerine göre değişebileceği bilinmektedir.

4. Bitkisel ürünlerin içerdikleri fitokimyasallar nedeniyle, sağlık açısından doğrudan zararları hipertansiyon, kanama zamanının uzaması, potansiyel ürün/ilaç etkileşimidir. İlaç etkileşimleri özellikle anestezi alacak hastalar için önemli bir konudur.

5. Bitkisel ürünlerden hakkında en çok deneyim kazanılmış bir tanesi olan St. John’s Wort (Latince adı Hypericum perforatum olup halk arasında sarı kantaron, kanotu, kılıçotu, yaraotu, mayasılotu ve binbirdelik otu olarak bilinir.) ile ilgili klinik deneyler, bu bitkinin pek çok ilaçla (örneğin alprazolam, amitriptilin, atorvastatin, klorzoksazon, siklosporin, debrizokin, digoksin, eritromisin, feksofenadin, gliklazid, imatinib, indinavir, irinotekan, ivabradine, mefenitoin, metadon, midazolam, nifedipin, omeprazol, oral kontraseptifler, kuazepam, simvastatin, takrolimus, talinolol, verapamil, vorikonazole ve varfarin) etkileşime girdiği, bu ilaçların plazma konsantrasyonunu azalttığı ve klirensini artırdığını ortaya koymuştur.

6. Sarımsak, klorpropamid, fluindion, ritonavir ve varfarin ile etkileşmektedir. Klorzoksazon’un plazma konsantrasyonunu azaltmaktadır.

7. Tayvan’da 2006-2009 yılları arasında 424 böbrek hastasında yapılmış bir çalışmada kullanılan bitkisel ürünlerin, kronik (süreğen) böbrek hastalığı riskini artırdığı ortaya konulmuştur.

8. http:/www.ema.europa.eu/pdfs/human/hmpc. AB üyesi ve aday ülkelerin bağlı olduğu Avrupa ilaç kurumu (EMA) alt komisyonu (HMPC) ilgili linkten bilimsel veriler sunmaktadır.                                          

 

Bitkisel ürünlerin kullanımına dair aşağıdaki konular da önemlidir (akıldan çıkarılmaması gerekenler):

1. Bir bitkisel ürün, bir ruhsatlı ilacın herhangi bir endikasyonu için alternatifi olamaz. Destekleyici bir ürün tedavi için kullanıldığında hasta tedaviden mahrum kalmış olabilir.

2. Bitkisel ürünlerin pek çoğu saf olarak pazarlanmamıştır. Bunların içeriğinde ek olarak farmakolojik açıdan etkili ve piyasada zaten ruhsatlı ilaç olarak satılan maddelerin bulunması, bu maddelerin de risklerini beraberinde getirir. Öreğin parasetamol, prednizolon, sibutramin, östrojenler vs.

3. Üretimden kaynaklanan, bitkinin toplama zamanı da dâhil yetiştirilmeye bağlı varyasyonlar olabilir. Bu da doz/plazma konsantrasyonu ve etkide değişikliklere yol açar.

4. Bitkisel ürünlerin pek çoğunun standardizasyon konusunda eksiklikleri vardır. Üretici firmadan diğer firmaya farklılıkların olmasının yanında, kutudan kutuya farklılıklar da olabilir. Bu da yetersiz etkiye ve toksisiteye neden olabilir.

5. Hijyenite eksikliği bir başka risktir.

6- Konuyla ilgili, bilimsel değeri tartışmaya açık çalışmaların çoğu bir hipoteze dayanmayan, fizyopatolojik mekanizmaları araştırmayan, pek çoğu “iyi gelir”, “şifalı” gibi yuvarlak sözlerle sonuçlanan, ciddi hakemli dergilerde yer almayan çalışmalardır.

6. Yan etkileri ve advers etkileri kullanılmaya başlandıktan sonra görülür. Oysa ilaç çalışmalarının Faz I, II ve III’de pek çok istenmeyen etkisi önceden ortaya konulmuş olur. Bu istenmeyen etkilerin ciddiyetinin değerlendirilmesi ruhsatlandırılma sürecinde belirleyicidir. Bitkisel ürünlerin kısa dönem ve uzun dönem kullanımından kaynaklanan advers etkileri bilinmez, bildirilmez; bu bilgileri toplamaya yarayan “rutin farmakovijilans prosedürleri” yoktur.

7. İlaçlarda akılcı olan tekli kullanımdır. Kombine preparatlar ilk tercih değildir. Oysa bitkisel ürünlerden birden fazla (hatta çoğunlukla sayısı bilinmeyen) maddeye maruz kalma söz konusudur.

8. Farmasötik şekillerde hazırlanmış olanlara da ilaç görüntüsü verilmeye çalışılmaktadır.

BİLİMSEL BAKIŞ

1. Bitkisel ürün ya da ekstraktların hayvan türüne yönelik tolerans düzeyleri dikkate alınmaksızın genel olarak uygulanması, türe özgü zehirlenme vakalarının açığa çıkmasına neden olmaktadır. (Örn; antifungal ve antiparaziter olarak bildirilen çay ağacı yağının uygulandığı kedilerde zehirlenme vakaları ile karşılaşılmış ve bitki yağında bulunan terpene karşı insan, kedi ve köpeklerin duyarlı olduğu saptanmıştır).

2. Büyüme uyarıcı olarak hayvan yemlerinde konvansiyonel antibiyotiklerin kullanımının yasaklanması, günümüzde bitkisel ekstraktların alternatif yem katkısı olarak önem kazanmasına neden olmuştur. Özellikle kanatlı yetiştiriciliği olmak üzere, hayvancılık işletmeleri tarafından illegal yollara başvurularak karlılığı arttırma çareleri arasında bu ürünlerin bilinçsiz kullanımının hayvan ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği düşünülmektedir.

3-Bitkilerden de oldukça fazla sayıda ve kanser tedavisinde kullanılan bazı antineoplastik ilaçlarda dâhil, çok önemli ilaçlar elde edilmektedir.

4-Bitkilerden ilaç etken maddesinin elde edilmesinin ötesinde, zaman zaman etken maddeyi saf olarak değil, olası etken maddeyi de içeren bir karışım halinde (ekstre) veya bitkilerin alkol veya eterde eriyebilen kısımlarını içeren sıvı ilaç şeklinde (tentür) kullanılabilmeleri gündeme gelmektedir.

BİTKİLERİN İLAÇ OLARAK KULLANILMASININ OLUMSUZ ETKİLERİ NELER ?

Bitkilerden elde edilen çeşitli ürünlerin kullanışıyla ilgili olarak “bu ürünler doğal maddeler olduğu için hiç zararlı etkileri yoktur” gibi bilimsel olmayan bir görüş ileri sürülmektedir. Bu görüş kesinlikle doğru değildir. “Detary supplement” başlığı altında eczanelerin dışında çeşitli marketlerde ve satış mağazalarında satılan, bazıları bitkisel olabilen gıda katkı maddelerinin bir kısmını ciddi yan etkiler yaptığı hatta ölümlere neden olduğu bildirilmiştir.

Son günlerde birçok basın ve yayın kuruluşunda yansıdığı gibi zayıflattığı iddia edilerek piyasa satışa sunulan “LİDA “isimli bitkisel ürün, ne yazık ki bir vatandaşımızın ölümüne neden olmuştur.

Bitkisel gıda takviye ürünü olarak Tarım ve Köy işleri Bakanlığından ruhsat alınıp ülkeye sokulan bu ürün, içerdiği “Sibutramin” adlı etken madde nedeniyle ölümlere neden olmaktadır. Sibutramin içerdiği fark edilen “lida” isimli ürünün vatandaşlarımız tarafından kullanılmaması gerektiğini, aksi durumda kullanan kişilerde ani kalp durmalarına, karaciğer yetmezliğine, hafıza kaybına ve tansiyon yükselmesine neden olduğu; hatta ölümlere varabilecek sonuçlara yol açtığı bilinmektedir.

Ülkemizde son yıllarda gıda takviyesi adı altında kullanılan bu tip destek ürünlerinin hiçbir zaman ilaç gibi değerlendirilmemesi gerekmektedir. Çünkü ilaç etkinliği kanıtlanmış kaliteli ve güvenilir olma zorunluluğu taşıyan bir üründür. Oysa gıda takviyesi adı altındaki bitkisel ürünler,  bir takım yararların kaydedilmiş olsa dahi hiçbir zaman ilaç olarak değerlendirilemezler. Bu tip ürünlerin içinde bulunan maddelerin her zaman aynı oranda olduğu iddiasında da bulunulamaz.

İlaç ile zehir arasındaki fark dozdur. Bitkisel ürünlerin gereken dozlarda kullanılması için Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının gerekli düzenlemeleri yapması gerekmektedir.

 İnternet üzerinden vitamin, mineral besin destekleri ve bitkisel ürünler adı altında satılan pek çok ürünün içeriği, kim tarafından hangi ortamlarda üretildiği, yan etkilerinin ne olduğu bilinmemektedir.

Yasal olmayan yollardan Ülkeye sokulan vitamin, mineral besin destekleri ve bitkisel ürünler ticari bir mal olarak görülmekte, bir rant aracı olarak haksız kazanç oluşturmaktadır.

Bitkisel Ürünler İle İlaç Etkileşimleri ve Yaratabileceği Toksisite

Bitkisel ürünlerin genelde tavsiyeler, reklamlar, medya yönlendirmesi üzerine sağlıklı koşullara uymayan yerlerden yetkisiz kişilerin önerileri ile alındığı bilinmektedir.

Bitkidir, “tehlikesizdir” veya “bitkisel ürünlerden kaynaklanabilecek yan etkiler sentetik ilaçlara kıyasla daha azdır” düşüncesi ile yaklaşmak son derece yanlıştır.

Ancak günümüzde bitkisel destek ürünlerine kolay erişim imkânı vardır ve doğal olmaları nedeniyle güvenli olduğu düşüncesi yaygındır.

Bitkilerin bileşiminde bulunan maddelerin miktarları, yetiştikleri iklim, toprak, çevre, ekolojik koşullar,  toplandıkları mevsim, gelişim evresi, toplandıktan sonraki işleme şekilleri, saklama koşulları saklama süresi gibi çok sayıda faktör toksisitesini etkilemektedir.

Zehirli maddelerin bitkideki dağılışı, türlere göre değişim gösterdiği gibi, bitkinin bütününde, kök ya da yaprak, rizom, çiçek, meyve ve tohum gibi farklı organlarında dağılım gösterebiliyor.

Bitkisel ürünlerin fazla tüketilmesi interstisyel nefrite yol açarak, son dönem böbrek yetmezliği gelişimine neden olabilmektedir. Bu durumun en fazla Hindistan, Pakistan Çin ve Afrika’da görüldüğü bildirilmektedir.

40-65 yaş arası olan 100 sağlıklı birey üzerinde bitkisel ürün kullanımına dair yapılan bir anket çalışmasına katılanların %20’ye yakını reçete edilen ilaçların yanı sıra, en az bir tane vitamin veya bitkisel ürün kullandıklarını belirtmişlerdir.

45 yaş sonrası kullanımın daha yaygın olduğu, eğitim düzeyi ile kullanımın farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ankete katılan kişilere reçete yazılırken genelde hekimlerin kullandıkları destek ürünleri ile ilgili bilgi sormadıkları, dolayısı ile kendilerinin de bilgi vermedikleri görülmüştür.

Kullandıkları ürünün hangi ilaçla nasıl etkileştiği konusunda bilgi sahibi olmadıkları saptandığı bildirilmiştir.

Olumsuz etkileri saptanmış bitkisel ürün örnekleri sıralanacak olursa;

•Sarımsak ve Ginseng agresif kanama nedeni olduğundan operasyondan en az 7 gün,

•Ginkgo biloba yine aynı nedenden dolayı 3 gün,

•Kava kava anestezi ilaçlarının etkisini arttırabileceği için 24 saat,

•Sarı kantaron kalp hızı ve kan basıncını arttırdığı için ameliyattan 5 gün önce bırakılmalıdır.

Bununla birlikte anestezi pratiğinde bitkisel ürünlerin yaratabileceği bazı potansiyel riskler şu şekilde sıralanabilir;

•Koagülasyon sorunları

•Kardiovasküler yan etkiler

•Su ve elektrolit denge bozukluğu

•Endokrin etkisi

•Hepatotoksisite

•Anestezik ajanların etki sürelerinin uzayışı gibi riskler oluşturmaktadır.

Ülkemizde 2005 yılından beri Sağlık Bakanlığı Türkiye ilaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu bünyesinde Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM) olarak çalışmalarına devam ettiğini ve artık sadece sağlık mesleği mensuplarından değil, hastalar veya yakınlarından da ilaçlarla ilgili advers etki bildirimi alınmaktadır.

İlaç veya bitkisel ürün desteği kullanımı sırasında karşılaşılan istenmeyen etkiler, doğrudan TÜFAM'a www.titck.gov.tr ana sayfasındaki link kullanılarak iletilebilir.

 

 

Bitkisel İlaçlar ve Yan Etkileri

Bitkisel ilaçların kalitesini etkileyen en önemli nedenler tür farklılıkları, diurnal ve mevsimsel değişikliklere bağlı olarak aktif kimyasal maddelerin bitki içindeki miktarlarının değişebilmesi, çevresel faktörler, farklı tarım metotları, hasat sonrası depolama, bitkisel ilaçların üretimindeki farklılıklar, toksit maddelerle kontaminasyon ve benzeri nedenler olarak sıralanabilir.

1. Bitkisel ilaçlar hakkında birçok kişi genel olarak ”bunlar doğal ürünlerdir, o nedenle güvenlidir” görüşünü benimsemiştir.

2. ”Doğaldır, o halde zararsızdır” fikrinin her zaman doğru olmadığını yapılan klinik çalışmalar göstermiştir.

3. Kişilerin özellikle hekim veya eczacı kontrolü olmadan kendi kendilerine veya uzman olmayan kişilerin tavsiyeleri ile kullandıkları bitkisel ilaçlar ve ürünler yaşamı tehdit edebilecek ölçüde ciddi yan etkilere yol açabilmektedir.

4. Yan etkiler daha çok öngörülmeyen, doza-bağımlı olmayan, bazen çok ufak etkisiz dozda bile ortaya çıkabilen, olağandışı ve potansiyel olarak daha ciddi reaksiyonlardır. Ayrıca bu tür ilaçların konvansiyonel olarak kullanılan diğer ilaçlarla etkileşebilme olasılığı da unutulmamalıdır.

5. Bitkisel ilaçların gebelerde, süt veren annelerde çocuklarda kullanımından kaçınılması gerekmektedir.

6. Çocukların metabolik enzimleri gelişmemiştir ve vücut ağırlıklarına göre doz ayarlaması yapılamadığı için toksit dozlara kolaylıkla ulaşabilmesi mümkündür.

7. Çok miktarda ilaç kullanmak durumunda olan yaşlı hastalar ise ilaç etkileşimleri bakımından en çok sorgulanması gereken hasta gurubudur.

8. Cerrahi operasyon geçirecek olan hastalar, bitkisel ilaç kullanımı açısından mutlaka sorgulanmalı ve bitkisel ilaç kullanımına operasyon tarihinden yaklaşık 2-3 hafta önce son verilmelidir.

9. Hasta veya hasta yakınları hekimlere kullandığı bitkisel ilacı belirtmeli, hekimlerde de bu konuda bilgi birikimini artırmalıdır.

10. İnternet üzerinden vitamin, mineral besin destekleri ve bitkisel ürünler adı altında satılan pek çok ürünün içeriği, kim tarafından hangi ortamlarda üretildiği, yan etkilerinin ne olduğu bilinmediği gibi ilaç etken maddesi de kanunsuz bir şekilde bulunabilmektedir.


Description: Açıklama: C:\Users\NEU\Desktop\TAĞŞİŞ\basliksiz_1jpg_h685.jpg

Description: Açıklama: C:\Users\NEU\Desktop\TAĞŞİŞ\basliksiz_2jpg_h806.jpg

SONUÇ  

Bitkisel ilaçlarında sentetik ilaçlar gibi aktivite ve toksite çalışmalarından geçmesi ve sağlık otoritelerince de ruhsatlandırılmaları etkinlik ve güvenliklerini artıracaktır.

 “Gıda katkı maddesi” (dietary supplement) başlığı altında eczaneler ve eczaneler dışında satılan ürünlerle ilgili Sağlık Bakanlığının da devrede olması gerekir.

Tıp fakülteleri ders  programlarına bu konuyu eklemelidir. Hekimlerde  bu konuda bilgi birikimini artırmalıdır.

*: Uluslararası 2. Helal ve Sağlıklı Gıda Kongresinde sunulmuştur (7-10 Kasım 2013, Konya).

 

KAYNAKLAR

1)   GÜRÜN, MS. SÜZER Ö. “ Bitkisel ilaçlar “ Derleme 2004

2)   SARDAŞ S. “Bitkisel Ürünler İle İlaç Etkileşimleri ve Yaratabileceği Toksisite“ Famakovijilans  2013

3)    www.ttb.org.tr

4)   Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi “ Bitkisel ürünler ve Sağlık “ Bilimsel çerçeve ve Etik açısından yaklaşım 2012

5)   BAŞARAN A “Fitoterapi “ nasıl ve nereye kadar Ders notları 2013

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 17 Aralık 2011 tarihli yönetmeliğinin 8. Maddesi gereğince ilan edilen kamuoyu açıklaması.