GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ HAYVANSAL ÜRÜNLER *

 

Ercan KURAR1, Aydın GÜZELOĞLU1, Seyit Ali KAYIŞ2

 

1Selçuk Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Genetik Anabilim Dalı, Konya-Türkiye

2Selçuk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, Konya-Türkiye

E-posta: ekurar@selcuk.edu.tr

Özet

Hayvan ıslahı, yetiştiriciliği, beslenmesi ve sağlığı alanında yapılan çalışmalar neticesinde hayvansal ürünlerin miktar ve kalitesinde önemli oranda gelişme sağlanmıştır. Ancak, Dünya nüfusundaki hızlı artış ve beslenme alışkanlıkları hayvansal ürünlere olan talebi arttırmaktadır. Son 25 yılda biyoteknoloji ve genetik alanındaki gelişmeler, bilim insanlarına hayvanların genetik yapılarını değiştirebilme imkanlarını sağlamıştır. Trangenezis teknolojisi, bir canlı türünün genomuna başka bir canlı türünden genetik materyal aktarılmasına veya mevcut genetik yapısına müdahale edilmesine olanak sağlamaktadır. Yeni özellikler kazanan canlılara transgenik veya genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) ismi verilmektedir. Hayvanlarda transgenezis teknolojisi biyomedikal araştırmalar ile insan ve hayvan hastalıkları için hayvan modellerinin geliştirilmesi, medikal önemi olan hormon ve enzimlerin hayvanlarda üretilmesi, türler arası transplantasyon uygulamaları için organ ve dokuların geliştirilmesi ve kısa yoldan istenen verim özelliklerini taşıyan hayvan populasyonlarının geliştirilmesine olanak sağlamaktadır. Hayvan yetiştiriciliğinde transgenik çiftlik hayvanlarının sayısı her geçen gün artmaktadır ve transgenik hayvansal ürünlerin yakın gelecekte insan tüketimi için marketlerde yer alması beklenmektedir.

Anahtar kelimeler: Genetiği değiştirilmiş organizma, transgenezis, hayvan.

Giriş

Transgenik (Tg) organizmalar başka bir organizmaya ait bir geni bünyesine katarak genetik yapısıyla birleştiren ve gelecek nesillere aktarabilen canlılardır. Bir organizmanın transgenik olarak kabul edilebilmesi için; (1) yabancı DNA’nın genoma fiziksel olarak katılması, (2) bütün hücrelerin yabancı geni bulundurması ve (3) kazanılan yeni özelliğin (genin) sonraki nesillere intikali gerekmektedir. Her ne kadar transgenesis teknolojisi ile bir genin bir canlının genomuna aktarılması işlemleri anlaşılmakta ise de, son yıllarda gerçekleştirilen farklı moleküler biyoloji ve genetik uygulamaları ile bir canlıya ait genlerin yapısı ve dolayısıyla fonksiyonu değiştirilebilmekte veya tamamıyla susturulabilmektedir (knockout). Dolayısıyla, günümüzde, genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) veya genetiği değiştirilmiş (GD) hayvanlar ifadesi yaygın olarak kullanılmaktadır.

Tg canlıların oluşturulması için, istenen genin taşıyıcı (vektör) sistemlerine rekombinant DNA teknolojisi ve genetik mühendislik uygulamaları kullanılarak aktarılması (klonlanması) gerekmektedir. İlgili geni taşıyan vektörlerin genoma aktarılmasında; zigot pronükleusuna yabancı gen mikroenjeksiyonu, yabancı gen aktarılmış sperma mikroenjeksiyonu veya yabancı genin transfeksiyonu ile oluşturulan somatik hücre çekirdeğinin transferi gibi farklı yöntemler kullanılmaktadır.

İlk transgenik fare 1980 yılında (Gordon ve ark 1980), çiftlik hayvanları (tavşan, domuz ve koyun) ise 1985 yılında (Hammer ve ark. 1985) üretilmiştir. Farklı hayvan türlerinde farklı amaçlar için çok sayıda transgenik hayvan modeli üretilmiş bulunmaktadır (Kues ve Niemann 2011). Transgenik hayvanlar genetik ve biyomedikal araştırmalar, insan hastalıkları için hayvan modellerinin oluşturulması, organ nakli (xenotransplantasyon), biyofarmasötik, terapötik ve endüstriyel önemi olan bazı protein ve enzimlerin hayvanlarda üretilmesi (biyoreaktörler), hastalıklara dirençli, üstün verim özellikleri ve çevre dostu hayvanların geliştirilmesi alanlarında kullanım olanakları sunmaktadır. Tg hayvanların kullanım alanları kısaca tartışılacaktır.

Biyomedikal çalışmalar

Farklı canlı türlerinde gen(ler)in fonksiyonu ve birbirleriyle etkileşimlerinin anlaşılması amacıyla farklı yaklaşımlar kullanılmaktadır. Promotor, regulatör gibi gen elementlerinin fonksiyonların araştırılmasında ilgili genin genomda susturulması (knockout) yaygın olarak kullanılan yöntemlerdir. Bu amaçla çok sayıda gen bakımından knockout fare hatları geliştirilmiştir. Diğer bir yaklaşım ise yeşil floresan protein (GFP) gibi reporter genler ile ilgili genlerin ifadeleri deneysel olarak araştırılabilmektedir. GFP geni aktarılmış domuz, tavuk, tavşan, fare gibi çok sayıda hayvan türü deneysel olarak geliştirilmiştir. Farklı GFP varyantlarını taşıyan Tg akvaryum zebra balıkları geliştirilmiş olup ticari olarak satılmaktadır (http://www.glofish.com).

İnsan hastalıkları için hayvan modelleri

İnsan vücudu biyolojik, etik, sosyolojik ve dini nedenlerden dolayı biyomedikal çalışmalar için çoğu zaman uygun değildir. İnsan ve çiftlik hayvanların hastalıkları ve fonksiyonel genomiks çalışmaları için daha etik, pratik ve ekonomik hayvan modellerinin geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Özellikle, kanser, alzheimer, obezite gibi metabolik hastalıkların araştırmaları için çok sayıda gen bakımından knockout fare hatları geliştirilmiş olup rutin araştırma materyalinin oluşturmaktadır (Scharfen ve ark. 2011). Karsinojen uygulamaları için zebra balığında oluşturulan tümörlerin insan tümörler ile birçok benzer yönleri olduğu fark edilmiştir. Transgenik teknolojisiyle elde edilen Zebra balıklarında hedef organlarda onkogenin ekspresyonunun kontrol altında tutulabildiği dolayısıyla insan hastalıkları için iyi bir model organizma olduğu bildirilmektedir (Huang ve ark 2012). Ancak, anatomik, fizyolojik özelliklerinden ve kısa yaşam sürelerinden dolayı fareler çoğu zaman insan araştırmaları için iyi bir model hayvan olarak kabul edilmemektedir. Fare kalbi ve insan kalbi arasında elektrofizyolojik özellikler bakımından ciddi farklar olduğu gözlenmiştir. Dolayısıyla alternatif olarak tavşan kalbinin insan kalbi ile birçok ortak özelliğe sahip olması nedeniyle transgenik tavşanlar insan kardiyak hastalıkları araştırmaları için iyi bir model oluşturmaktadır (Peng 2012).

Organ nakli (Xenotransplantasyon)

Türkiye’de halen >20000 kişi böbrek, karaciğer, kalp, pankreas ve akciğer için organ nakli beklemektedir. Günümüzde ~70000 kronik böbrek hastasından ~40000 yaşamını diyaliz makinesine bağlı olarak sürdürmektedir. Yeterli organ nakli yapılamaması nedeniyle tedavi ve iş gücü kaybının Türkiye ekonomisine yıllık maliyeti ~3 milyar dolar olarak öngörülmektedir (Anonim 2012).Organ nakli konusunda artan toplumsal bilinçle birlikte organ bağışlayan donör sayısında bir artış olsa da, organ nakli ile ihtiyacın hiçbir zaman tamamen karşılanmayacağı Türkiye ve Dünya’da iyi bilinen bir gerçektir (Kues ve Niemann 2004). Kök hücre teknolojisi uygulamaları ile bu probleme çözüm üretilmeye çalışılmaktadır ve başarılı uygulamaların sayısı her geçen gün artmaktadır. Ancak akciğer, karaciğer, böbrek, kalp gibi kompleks organların kök hücre teknolojisi ile üretilmesi yakın gelecekte mümkün gözükmemektedir. Türler arası nakil, özellikle çiftlik hayvanlarının organ ve dokularının insanlara nakli (xenotransplantasyon),organ talebini karşılamaya bir çözüm olarak gözükmektedir.Anatomik ve fizyolojik özelliklerinden dolayı domuz insan için en uygun donör olarak kabul edilmektedir. Üreme ve gelişme özellikleri ile birlikte transgenezis çalışmalarında kazanılan deneyim domuz organlarını insan için potansiyel xenograft yapmaktadır. Ancak, xenograftlar nakil oldukları organizmada (örn. insan) sıklıkla dakikalar ve saatler içerisinde gelişen hiperakut ret (HAR), akut vazküler rejeksiyon (AVR), hücresel ve kronik immunolojik reaksiyonlara ve dolayısıyla doku ve organın reddine neden olmaktadır. Bu reaksiyonlara sebep olan moleküler mekanizmaları anlamaya yönelik çok sayıda çalışma yapılmıştır. İlgili reaksiyonlara sebep olan moleküllerin sentezinden sorumlu genlerin fonksiyonlarının kaldırılması (knockout) veya insan kopyaları ile değiştirilmesi ile xenografların insan vücudunda kullanılabilirliği artmaktadır. Örneğin domuz hücrelerinde bulunan ve 1,3-α-galaktoziltransferaz (α-gal) tarafından üretilen 1,3-α-gal molekülleri insanlarda HAR reaksiyonlarına neden olmaktadır. α-gal geni knockout domuz organlarının primatlarda önemli sürelerde başarıyla fonksiyonlarını yerine getirdikleri gözlenmiştir. α-gal knockout domuz kalp ve böbreğinin insan olmayan primatlar (maymun vb.) üzerinde denemelerinde günler, haftalar ve hatta aylarca red olmadan fonksiyonunu yerine getirebildiği gözlenmiştir (Kuwaki ve ark 2005, Yamada ve ark 2005). Ancak bazı durumlarda bağışıklık sistemini baskılayan ilaç ve dalağın operasyonla alınması gibi medikal uygulamalara ihtiyaç bulunmaktadır (Ekser ve ark 2009).

Transgenik biyoreaktörler

İnsan hastalıklarının teşhis ve tedavisinde, insan ve hayvanların farklı dokuları ve kan serumlarından elde edilen proteinler kullanılmaktadır. Örneğin; şeker hastalığının tedavisinde sığır ve domuz pankreaslarından izole edilen insülin geçmişte tedavi amaçlı kullanılmıştır. Ancak bu proteinlerin canlı organizmadan izolasyonu yüksek maliyetli ve ileri teknolojik donanım gerektirmesinin yanı sıra hastalıkların bulaşmasına da neden olmaktadır. Uzun süreli kullanımlarda ise istenmeyen immunolojik yanıtın gelişmesi riski bulunmaktadır. Biyofarmasötik, terapötik ve endüstriyel önemi olan protein, enzim ve hormonlar rekombinant biyoteknoloji ile bakteri, mantar, bitki ve ökaryatik hücre kültürlerinde üretilebilmektedir. Ancak bu rekombinant sistemlerinin bazı dezavantajları bulunmaktadır. Bu sistemlerde post-translasyonel modifikasyon sistemleri yoktur, yetersizdir veya çoğu zaman yanlış işlenmiş proteinler dolayısıyla istenmeyen immün sistem reaksiyonlarına neden olabilmektedir. Genellikle küçük protein ve peptidlerin üretilmesi için uygundurlar ve üretim kapasiteleri sınırlı olup, ekonomik değildir (Kues ve Niemann 2004).

Trangenezis teknolojisi, çiftlik hayvanlarının süt ve kanlarında terapötik önemi olan proteinlerin daha etkin ve ekonomik üretilmesine olanak sağlamaktadır. Özellikle çiftlik hayvanlarının meme dokusu terapötiklerin sütte yüksek oranlarda ve etkin üretilmesi nedeniyle tercih edilmektedir. Günümüzde >60 farklı protein Tg biyoreaktörlerde (Tg hayvan) üretilmekte ve beşeri alanda kullanılmaktadır. Kanın pıhtılaşmasını engelleyen (antikoagulant) antithrombin III (ATIII), kalp-damar hastalıklarında ve cerrahisinde emboli riskini ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmaktadır. Transgenik bir keçiden bir yılda üretilen ATIII miktarı ancak 90000 ünite insan kanından elde edilebilmektedir (Baguisi ve ark., 1999).

Hayvansal üretim

Salgın hastalıklar, böcek istilası, yem maddelerinde karşılaşılan kıtlık, ani iklim ve çevresel değişiklere bağlı kriz dönemlerinde üstün verim özelliğine sahip genetiği değiştirilmiş hayvanların alternatif olarak kullanılması planlanmaktadır. Birçok türden çiftlik hayvanının büyüme hızı, et kalitesi, süt kompozisyonu, hastalıklara karşı direnç ve hayatta kalma gibi ekonomik öneme sahip özelliklerini geliştirmek amacıyla Tg uygulamaları yapılmıştır (Kues ve Niemann 2011). Yakın gelecekte bazı Tg hayvansal ürünlerin insan tüketimi için marketlerde yerini alması beklenmektedir (Van Eenennaam ve Muir 2011).

Ön hipofizden salgılanan büyüme hormonu (BH) insanlarda ve hayvanlarda büyüme, hücre bölünmesi ve yenilenmesini uyarmaktadır ve normal olarak genomda genin iki kopyası bulunmaktadır. BH’nun balık, fare, sığır, koyun, keçi ve domuzlara aktarılması ve gen sayının genomda arttırılması sonucunda hızlı büyüme oranı ve canlı ağırlık artışı gözlenmiştir. Protein birikimi artarken yağ birikimi azalmış, yemden yararlanma yeteneği artmıştır. BH transgenik koyunlarda daha hızlı büyüme ve canlı ağırlık artışı, daha uzun laktasyon dönemi, daha fazla süt (2 misli) ve yapağı verimi gözlenmiştir. Ancak bu koyunlarda anormal tırnak gelişimi dolayısıyla tırnak kesimi ve bakımı gereksinimi, diyabete duyarlılık ve ölüm oranında artış gibi bazı sağlık ve bakım problemleri gözlenmiştir. Büyüme ve gelişme üzerine etkili diğer bir gen olan IGF-1'nin (insulin-like growth factor) Tg uygulamaları domuz ve koyunlarda karkas ve yapağı gibi parametreleri olumlu yönde etkilemektedir (Damak ve ark 1996, Su ve ark 1998, Pursel ve ark 1999)

Özellikle balık yetiştiriciliğinde önemli Tg teknoloji uygulamalarına ait örnekler bulunmaktadır. Fare metallothionein promotoru tarafından kontrol edilen insan BH geninin goldfish (Carassius auratus) germinatif diskine enjeksiyonu ile ilk Tg balık Çin’de üretilmiştir(Zhu ve ark 1985). Daha sonra, somon (Devlin ve ark 1994), sazan (Zhang ve ark 1990) ve çipura (Martinez ve ark 1996) örnekleri takip etmiştir. Chinook somon’una ait BH geni aktarılmış somon balığı, normal somon balığına göre 5-10 misli büyümekte ve daha hızlı tüketime hazır hale gelmektedir. Tg teknolojisi sayesinde hızlı büyüme ve yemden yararlanma kapasitesinin artırılması gibi parametrelerin iyileştirilmesi ile daha ekonomik ve etkin kültür balıkçılığına olanak sağlanması beklenmektedir. Ancak kültür balıkçığında enfeksiyon hastalıkları ile mücadele önemlidir. Antimikrobiyal ajanları taşıyan Tg balıkların enfeksiyonlara karşı dirençli oldukları tespit edilmiştir (Mao ve ark 2004, Dunham ve ark 2002, Forabosco ve ark 2013). Bazı balık türleri doğal olarak sahip oldukları antifriz genleri sayesinde soğuk sularda yaşamlarını idame ettirebilmektedir. Antifriz genlerinin somon gibi balık türlerine Tg teknolojisi aktarılması sonucunda soğuk okyanus sularında bu balıkların kültür balıkçılığına imkan sağlaması beklenmektedir. Aynı şekilde, tuzlu su balıklarında tuz toleransını sağlayan genlerin tespiti ve tatlı su balıklarına Tg ile aktarılması sonucunda daha geniş olan tuzlu su kaynaklarında balık yetiştiriciliğinin yapılması planlanmaktadır (Forabosco ve ark 2013).

Koyunlarda, bağışıklık sisteminin iyileştirilmesi ve bakteriyel veya viral enfeksiyonlara karşı dirençli transgenik hayvanların üretilmesi çalışmaları yapılmaktadır. Tedavi ve koruma programlarının etkin olmadığı enfeksiyon hastalıkları hayvan yetiştiriciliğinde ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Zoonoz karakterde olanları insan sağlığını tehdit etmektedir. Dolayısıyla, enfeksiyonlara dirençli populasyonların geliştirilmesi ve hayvansal üretimde kullanılmasının kritik önemi bulunmaktadır. Lizozim ve diğer antimikrobiyal ajanların Tg teknolojisiyle sığır, domuz ve keçilerde uygulanmasıyla geliştirilen en önemli özellikler meme sağlığı ve hayatta kalma oranının artırılması olmuştur (Tong ve ark 2011, Scharfen ve 2007, Yang ve ark 2011, Wall ve ark 2005). PrP geni knockout olan sığırlar (Ricth ve ark 2007) ve koyunlar (Denning ve ark 2001) deli dana hastalığına (BSE) ve scrapie’ye karşı dirençli hale gelmiştir. Influenza enfeksiyonlarına karşı Mx1 (myxovirus-resistant) geni uygulamaları mevcuttur (Mueller ve ark 1992).

Hayvansal ürünleri kalitesinin geliştirilmesi, endüstri veya tüketicinin taleplerine uygun hayvansal ürünlerin geliştirilmesi diğer Tg uygulama alanlarını oluşturmaktadır. Sütte kazein miktarının artırılması peynir üretimi açısından önemlidir. Diğer taraftan, laktoz free, az yağlı veya yağsız süt üretimi konusunda tüketici talepleri bulunmaktadır (Brophy ve ark 20013). Esansiyel doymamış asitleri (omega-3) insan diyetinin önemli bir parçasını oluşturur ve farklı biyolojik olaylar üzerine önemli etkileri bulunmaktadır. Omega-3 bakımından zengin hayvansal besinlerin insanın gelişimi, kalp-damar hastalıklarının patogenezisi, kanser oluşumu, romatizmal ve alerjik hastalıkların gelişimi üzerine olumlu etkileri bulunmaktadır. Omega-3 biyogenezisinden sorumlu genlerin aktarılması ile üretilen GD sığır ve domuzların et ve sütlerinde daha yüksek oranda omega-3 yağ asitlerini taşıdıkları tespit edilmiştir (Lai ve ark 2006, Wu ve ark 2012).

Çevre dostu hayvanlar

Bitkisel yem hammaddelerinde bulunan fosfor büyük oranda (%50-80) fitatlara bağlıdır. Fitatı parçalayan fitaz enziminden yoksun monogastrik hayvanlar fitat fosfordan ancak sınırlı oranda yararlanabilir. Fitat yapısında bulunan fosforun serbest kalarak sindirilebilmesi için rasyona yeterli miktarda bakteri kökenli fitaz enziminin katılması gerekmektedir. Hayvan yetiştiriciliğinde, sindirilmeyen fitat fosforlar dışkı ile atılarak ciddi çevresel fosfor kirliliğine neden olmaktadır. Daha az fosfat atığına sebep olan çevre dostu hayvan ırklarının hayvansal üretimde kullanılması ve bu alanda ıslah programları yapılmaktadır. Diğer bir yaklaşım ise bakteri kökenli fitaz geninin spesifik olarak tükürük bezlerinde üretildiği Tg hayvanlar (Golovan ve ark 2001) ile bitki kökenli fitatların sindirilmesine olanak sağlanması ve dışkıda fosfor atılımının %75 oranında azaltılmasıdır (Kues ve Niemann 2004, Phillips ve ark 2006).

Tg hayvanlar bilimsel ve toplumsal kaygılar

Tg teknolojisi ve transgenik hayvanlar önemli ve kritik uygulama olanakları sunmaktadır. Her ne kadar GD bitkiler kadar olmasa da ekonomik, etik, sosyal, çevresel, medikal ve hayvan refahı ile ilgili sorun ve kaygılar bulunmaktadır. Tg teknolojisinin bazı ülke ve firmaların tekeline gireceği ve uzun vadede bağımlılık yaratacağı sosyolojik ve ekonomik tartışma konusudur.

Tg hayvanlardan üretilen hormon ve enzimler beşeri alanda kullanılmaktadır. Tg organ ve dokuların deney hayvanlarda denemeleri ve xeno-immunobiyolojisinin moleküler düzeyde daha iyi anlaşılması yakın gelecekte insanlarda klinik uygulama alanı bulacağını göstermektedir (Ekser ve ark 2009). Ancak, bazı enfeksiyoz hastalıkların insanlara bulaşma riski bulunmaktadır. Bu amaçla, SPF (spesifik patojen free) hayvan yetiştirme protokolleri uygulanmaktadır. Ayrıca, bu ürünlerin insanlarda kullanılmadan önce ciddi farklı moleküler karakterizsyon çalışmaları ile “genetik güvenliği” testlerinden geçmesi gerekmektedir (Kues ve Niemann 2004).

Tg teknolojisinin hayvan sağlığı ve refahını nasıl olumsuz etkilediği bu uygulamaların ne kadar etik olduğu konusunda tartışmalar bulunmaktadır. Tg teknolojisi sonucunda mutasyonlar ve istenmeyen yan etkiler ortaya çıkabilmektedir. Tg ile kazanılan aşırı büyüme, fonksiyon kaybı gibi özellikler hayvanın yaşam kalitesini olumsuz olarak etkileyebilmektedir.

Üreme ve yaşam gücü artırılmış olan Tg hayvanların özellikle erkek olanların yanlışlıkla doğada serbest kalmaları sonucunda kazanılmış yeni özelliklerin kontrolsüz bir şekilde yayılacağı ve ilgili canlı türünün geleceği konusunda çevresel kaygılar bulunmaktadır.

Tg hayvanlar ve bunların ürünleri henüz insan tüketimine sunulmamıştır. İnsan tüketimi için marketlerde yer almaya en yakın aday olan Tg somonun tüketilebilirliği konusundan ABD yetkili kuruluşları (FDA) tarafından 15 yıldır değerlendirmeler yapmaktadırlar. Tg gıdaların insan sağlığı için herhangi bir toksin veya allerjen içermemesi istenmektedir (Van Eenennaam and Muir 2011, Forabosco ve ark 2013). Yapılan çalışmalar sonucunda Tg somonun normal somona göre benzer alerjik potansiyele sahip olduğu tespit edilmiştir (Maxmen 2012). Hayvan yetiştiriciliği klasik ve genomik ıslah programları ile hayvan verim ve ürünlerin kalitesinin artırılması çalışmaları devam etmektedir. Ancak özellikle gelişmekte olan ülkelerde artan gıda talebini karşılamak amacıyla Tg çalışmalara önem verilmektedir. Örneğin Çin’de 2008-2012 yılları arasında 20 Tg çiftlik hayvanı geliştirilmiştir (Maxmen 2012, Forabosco ve ark 2013). Tg hayvansal gıdaların güvenliği konusunda çok yönlü incelemelerin yapılmasına devam edilmelidir. Ancak, Tg hayvansal gıdaların geleceği ve tüketim potansiyelini market talebi belirleyecektir.

 

*: Uluslararası 2. Helal ve Sağlıklı Gıda Kongresinde sunulmuştur (7-10 Kasım 2013, Konya).

 

Kaynakça

Anonim 2012. İSMMMO’dan “Organ Nakli ve Türkiye Gerçeği” Raporu. Sayı: 2012/02, 05.01.2012.

Baguisi A, Behboodi E, Melican DT, Pollock JS, Destrempes MM, Cammuso C, Williams JL, Nims SD, Porter CA, Midura P, Palacios MJ, Ayres SL, Denniston RS, Hayes ML, Ziomek CA, Meade HM, Godke RA, Gavin WG, Overstro¨m EW, Echelard Y (1999). Production of goats by somatic cell nuclear transfer. Nat Biotechnol 17:456–461.

Brophy B, Smolenski G, Wheeler T, Wells D, L’Huillier P, Laible G. 2003. Cloned transgenic cattle produce milk with higher levels of beta-casein and kappa-casein. Nat. Biotechnol. 21, 157–161.

Damak S, Su H, Jay NP, Bullock DW, Su HY. 1996. Improved wool production in transgenic sheep expressing insulin-like growth factor 1. Biotechnology 14, 185–188.

Denning C, Burl S, Ainslie A, Bracken J, Dinnyes A, Fletcher J, King T, Ritchie M, Ritchie WA, Rollo M, Sousa PD, Travers A, Wilmut I, Clark AJ, de Sousa P. 2001. Deletion of the alpha(1,3)- galactosyl transferase (GGTA1) gene and the prion protein (PrP) gene in sheep. Nat. Biotechnol. 19, 559–562.

Devlin RH, Yesaki TY, Biagi CA, Donaldson EM, Swanson P, Chan WK. 1994. Extraordinary salmon growth. Nature. 371, 209–210.

Dunham RA, Warr GW, Nichols A, Duncan PL, Argue B, Middleton D, Kucuktas H. 2002. Enhanced bacterial disease resistance of transgenic channel catfish Ictalurus punctatus possessing cecropin genes. Mar. Biotechnol. 4, 338–344.

Ekser B, Rigotti P, Gridelli B, Cooper DKC. 2009. Xenotransplantation of solid organs in the pig-to-primate model, Transpl. Immun. 21, 87-92.

Golovan SP, Meidinger RG, Ajakaiye A, Cottrill M, Wiederkehr MZ, Barney DJ, Plante C, Pollard JW, Fan MZ, Hayes MA, Laursen J, Hjorth JP, Hacker RR, Phillips JP, Forsberg CW. 2001. Pigs expressing salivary phytase produce low-phosphorus manure. Nat. Biotechnol. 19, 741.

Gordon JW, Scangos GA, Plotkin DJ, Barbosa JA, Ruddle FH.1980. Genetic transformation of mouse embryos by microinjection of purified DNA. Proc. Natl. Acad. Sci. 77, 7380–7384.

Hammer RE, Pursel VG, Rexroad Jr. CE, Wall RJ, Bolt DJ, Ebert KM, Palmiter RD, Brinster RL. 1985. Production of transgenic rabbits, sheep and pigs by microinjection. Nature. 315, 680–683.

Huang P, Zhu Z, Lin S, Zhang B. 2012. Reverse genetic approaches in zebrafish. J Genet Genomics. 39, 421-433.

Kues WA, Niemann H. 2004. The contribution of farm animals to human health. Trends Biotechnol. 22, 286–294.

Kues WA, Niemann H. 2011. Advances in farm animal transgenesis. Prev. Vet. Med. 102, 146–156.

 

Kuwaki K, Tseng YL, Dor FJ, Shimizu A, Houser SL, Sanderson TM. 2005. Heart transplantation in baboons using α1,3-galactosyltransferase gene-knockout pigs as donors: initial experience. Nat. Med. 11, 29-31.

Lai L, Kang JX, Li R, Wang J, Witt WT, Yong HY, Hao Y, Wax DM, Murphy CN, Rieke A, Samuel M, Linville ML, Korte SW, Evans RW, Starzl TE, Prather RS, Dai Y. 2006. Generation of cloned transgenic pigs rich in omega-3 fatty acids. Nat. Biotechnol. 24, 435–436.

Mao W, Wang Y,Wang W, Wu B, Feng J, Zhu Z. 2004. Enhanced resistance to Aeromonas hydrophila infection andenhanced phagocytic activities in human lactoferrin transgenic grass carp (Ctenopharyngodon idellus). Aquaculture. 242, 93–103.

Martinez R, Estrada MP, Berlanga J, Guillen I, Hernandez O, Cabrera E, Pimentel R, Morales R, Herrera F, Morales A, Pina JC, Abad Z, Sanchez V, Melamed P, Lleonart R, De LFJ. 1996. Growth enhancement in transgenic tilapia by ectopic expression of tilapia growth hormone. Mol. Mar. Biol. Biotechnol. 5, 62–70.

Maxmen A. 2012. Politics holds back animal engineers. Nature. 490, 318–319.

Mueller M, Brenig B, Winnacker EL, Brem G. 1992. Transgenic pigs carry cDNA copies encoding the murine Mx1 protein which confers resistance to influenza virus infection. Gene. 121, 263–270.

Peng X. 2012. Transgenic rabbit models for studying human cardiovascular diseases. Comp. Med. 62, 472-479.

Phillips JP, Golovan SP, Meidinger RG, Forsberg CW. 2006. Transgenic enhancement of nutrient cycling: moving toward an environmentally sustainable animal agriculture. In: Proceedings of the 8th World Congress on Genetics Applied to Livestock Production. Belo Horizonte, Minas Gerais, Brazil, 13–18 August, 2006.

Pursel VG, Wall RJ, Mitchell AD, Elsasser TH, Solomon MB, Coleman ME, DeMayo F, Schwartz RJ. 1999. Expression of insulin-like growth factor-I in skeletal muscle of transgenic swine. Walllingford, UK, CAB International.

Richt JA, Kasinathan P, Hamir AN, Castilla J, Sathiyaseelan T, Vargas F, Sathiyaseelan J, Wu H, Matsushita H, Koster J, Kato S, Ishida I, Soto C, Robl JM, Kuroiwa Y. 2007. Production of cattle lacking prion protein. Nat. Biotechnol. 25, 132–138.

Schaeffer EL, Figueiro M, Gattaz WF. 2011. Insights into Alzheimer disease pathogenesis from studies in transgenic animal models. Clinics. 66, S45–S54.

Scharfen EC, Mills DA, Maga EA. 2007. Use of human lysozyme transgenic goat milk in cheese making: effects on lactic acid bacteria performance. J. Dairy Sci. 90, 4084–4091.

Su HY, Jay NP, Gourley TS, Kay GW, Damak S. 1998. Wool production in transgenic sheep: results from first-generation adults and second-generation lambs. Anim. Biotechnol. 9, 135–147.

 

Tong J, Wei H, Liu X, Hu W, Bi M, Wang Y, Li Q, Li N, Tong J, Wei HX, Liu XF, Hu WP, Bi MJ, Wang YY, Li QY, Li N. 2011. Production of recombinant human lysozyme in the milk of transgenic pigs. Transgenic Res. 20, 417–419.

Van Eenennaam AL, Muir WM. 2011. Transgenic salmon: a final leap to the grocery shelf? Nat. Biotechnol. 29, 706–710.

Wall RJ, Powell AM, Paape MJ, Kerr DE, Bannerman DD, Pursel VG, Wells KD, Talbot N, Hawk HW. 2005.Genetically enhanced cows resist intramammary Staphylococcus aureus infection. Nat. Biotechnol. 23, 445–451.

Wu X, Ouyang H, Duan B, Pang D, Zhang L, Yuan T, Xue L, Ni D, Cheng L, Dong S, Wei Z, Li L, Yu M, Sun Q, Chen D, Lai L, Dai Y, Li G, Wu X, Ouyang HS, Duan B, Pang DX, Zhang L, Yuan T, Xue L, Ni DB, Cheng L, Dong SH, Wei ZY, Li L, Yu M, Sun QY, Chen DY, Lai LX, Dai YF, Li GP. 2012. Production of cloned transgenic cow expressing omega-3 fattyacids. Transgenic Res. 21, 537–543.

Yamada K, Yazawa K, Shimizu A, Iwanaga T, Hisashi Y, Nuhn M, et al. 2005. Marked prolongation of porcine renal xenograft survival in baboon through the use of alpha 1,3-galactosyltransferase gene-knockout donors and the cotransplantation of thymic tissue. Nat. Med. 11, 32–34.

Yang B, Wang, J, Tang B, Liu Y, Guo C, Yang P, Yu T, Li R, Zhao J, Zhang L, Dai Y, Li N, Yang B, Wang JW, Tang B, Liu YF, Guo CD, Yang PH, Yu T, Li R, Zhao JM, Zhang L, Dai YP, Li, N. 2011. Characterization of bioactive recombinant human lysozyme expressed in milk of cloned transgenic cattle. PLoS One. 6, e17593.

Zhang P, Hayat M, Joyce C, Gonzalez-Villasenor LI, Lin CM, Dunham RA, Chen TT, Powers DA. 1990. Gene transfer, expression and inheritance of PRSV- rainbow trout-GHc DNA in the common carp, Cyprinus carpio (Linnaeus). Mol. Reprod. Dev. 25, 3–13.

Zhu Z, Li G, He L, Chen S. 1985. Novel gene transfer into the fertilised eggs of gold fish (Carassius auratus L. 1758). J. App. Ichth. 1, 31-34.