İSTİHLAK

 

İSTİHLAK *

(Gıda ve Kozmetik Ürünlerinde Alkol Oranlarının Hükme Tesiri)

 

 

Rıfat ORAL

Diyanet İşleri Başkanlığı, Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi, Arapça-İslâm Hukuku Öğretim Görevlisi

oralrifat@hotmail.com

 

 

 

 

Özet

İstihlâk fiziksel bir olaydır. Bir sıvının içinde karışan ya da kaybolan maddeler için kullanılır. Günümüzde gıda ve kozmetik ürünlerinin bir kısmında alkol bulunmaktadır. Söz konusu ürünlerin helalliğini konuşan ya da tartışan İslâm Hukukçuları olaya sadece alkol karışımının azlığı ya da çokluğu üzerinden hüküm vermektedirler. Ancak konunun objektif normlara oturması için ürünlerdeki alkol oranlarının bilinmesi gerekir. Kanunen alkollü içkilerde bu oranın % olarak belirtilmesi şart iken, maalesef bazı alkolsüz diye bilinen içeceklerde var olan alkolün ambalajlarda açıklanması kanunen şart değildir. Helal gıda çalışmalarının hızlandığı günümüzde İslâmî kesim olarak mevcuda fetva verme yerine, alternatifler üretilmeli ve gündem belirlenmelidir. İslâm Hukukçuları yanında Helal Gıda Sertifikası veren kuruluşlar da bunları göz önünde bulundurmalıdır. Özellikle yerli üreticinin bu konuda yönlendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

Anahtar Kelimeler: İstihlak, helal, kozmetik, gıda, alkol, haram, içki, necaset, ürün, hüküm, tüketim, temizlik, süt, yemin, kuyu, renk, koku, tad, akraba, ruhsat, bilinç.

 

Abstract

Istihlak (depletion) is a physical phenomenon. Depletion is used for materials which is mixed or distilled in liquid. Alcohol is present in certain nutrients and cosmetics in recent productions. The scholars of Islamic jurisdiction, who discuss or talk about whether such kinds of products are "halal or haram", decides only on the quantity, low or high, of alcohol mixed into these products. Based on objective norms to decide the problem, the proportion of alcohol in these products must be known. While legally required to specify the percentage of this proportion in alcoholic drinks, it is not legally required to specify the proportional quantity of alcohol mixed in so-called non-alcoholic beverage on the package label. Alternative drinks and beverages should be produced and sold after having been discussed on the agenda instead of the pontification of Islamic circles on the current problem in our time when Islamic studies exhilarate on halal (free) products. Besides Muslim scholars, the institutions presenting halal nutrient certificates should take these researches and Islamic verdicts into consideration. Native and local producers should be directed with enough knowledge and consciousness.

Keywords: Depletion, halal (free), haram (forbidden), cosmetics, drinks, production, dirt, verdict, consumption, cleanliness, milk, oath, well, color, smell, taste, relation, consciousness.

 

 

Giriş

İstihlak ve İstihale kavramları genel olarak karıştırılır. İstihale, kimyasal dönüşümdür, İstihlak ise fiziksel karışım ve erimedir. İstihlak konusunun Helal Gıda ve Kozmetikler açısından incelenmesi için söz konusu ürünlerdeki alkol üzerinde durulmalıdır.

 

Alkol

Gıda maddelerindeki alkol mevcudiyeti, sulu gıda maddelerindeki şekerin mayalar tarafından alkole dönüştürülmesi veya dışarıdan alkolün karıştırılması ile söz konusu olur. Kefir ve Bozanın uzun süre sıcakta durması veya bazı içeceklerde olduğu gibi alkol dışarıdan eklenmektedir. Gazoz gibi gazlı içecekler ve kozmetik ürünler bu sınıftandır.

 

Aslında alkoller organik kimyanın önemli bileşik gruplarından birini teşkil eder. Geniş bir sınıflandırılma ağına sahiptir. Bunlardan gıda ve beslenme konusunda en önemli olanları; Metanol, Etanol ve Gliseroldür. Haram olan alkol tanımı sadece etil alkol (etanol) için geçerlidir. Çünkü etil alkol sarhoşluk veren özellik taşır. Diğer alkol çeşitleri sarhoşluk verici olmadığı için kullanılması caizdir. Ancak Metanol alkol (ispirto) gibi içildiğinde körlüğe veya ölüme sebep olanların içilmesi de haramdır.[1] 

Dünya alkol üretiminin üçte ikisi içki olarak tüketilirken, ancak üçte biri endüstri alanında kullanılmaktadır.

 

Kur'ân ve Sünnette İçki (Alkol)

Etil Alkol alkollü içeceklerde (içki) aynı zamanda bu gruba dâhil olan şarapta bulunmaktadır. Bu sebeple şarap İslâm'a göre içilmesi haram ve kendisi de necistir.

1-Kur''ân-ı Kerim:

Allah içkiyi yasaklamıştır: "Ey iman edenler! Şüphesiz içki, kumar, putlar ve fal okları şeytanın işi olan pisliklerdir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz."(Maide, 5/90)

Ayette Rics, kelimesi geçmektedir. Bundan içilmesinin haram ve kendisinin necis olduğu anlaşılmıştır.

Bu ayet ile ilgili olarak Hz. Ömer (Radıyallahü anh) şöyle dedi: [2] "İçkinin (hamrin) haram kılınması ayeti, içki 5 şeyden yapılırken inmişti: Üzümden, hurmadan, baldan, buğdaydan ve arpadan. İçki (hamr); aklı karıştıran/sarhoşluk veren her şeydir."

 

2-Sünnet:

Hadislerde içkinin yasaklanma sebebi olarak sarhoşluk vermesi zikredilmektedir:

a-"Sarhoşluk veren her şey hamrdır (içkidir). Sarhoşluk veren her şey haramdır." [3]

b-"Çoğu ve azı sarhoşluk veren her şey haramdır." [4]

c-Rasûlullah'a kuru üzüm şerbeti (hoşafı) yapılırdı. Aynı gün ondan içerdi. Ertesi gün ve sonraki gün de içerdi. Üçüncü gün akşam olduğunda da o şerbetten içer ve başkasına ikram ederdi. Ama artan olursa dökerdi (ertesi güne bırakmazdı). [5]

Hoşaf ya da meyve suyu içmek helaldir. Ancak hoşaf ya da meyve suyu üçüncü günden sonra köpük atmaya başladığında insana sarhoşluk veren bir nesne haline gelir. Bu sebeple onu dökmek ve kullanmamak gerekir. 3 Günden sonra köpük atmaz (kabarmaz) ise o nesnenin haramlılığında ihtilaf edildi:  (1)-İmam Ahmed'e göre, üzüm şırası veya hoşafı 3 günden sonra köpük atmasa da ihtiyaten dökülür ve kullanılmaz. Yukarıdaki hadis buna delildir. (2)-Cumhura göre ise, üzüm şırası veya hoşafı 3 günden sonra da köpük atmaz (kabarmaz) ise içilmesi ve kullanımı helaldir.[6]

d-Ümmü Seleme annemiz bir kapta meyve şırası hazırladı. Şıra köpük atmaya başladığında Rasûlullah yanına geldi ve “Bu ne?” diye sordu. O da “Kızım rahatsızlığından şikayet etti. Ben de ona bunu hazırladım” deyince Rasûlullah şöyle dedi: "Allah sizin şifanızı haram kıldığı şeylerde yaratmamıştır (onları şifa bulmak için kullanmayın).". [7]

e-Sahabeden Tarık b. Süveyd (Radıyallahü anhüma), Hz. Peygamber'e tedavi için içki kullanmayı sordu. Peygamberimiz (Sallallahü aleyhi vesellem) şöyle dedi: "Kesinlikle o, deva değildir. O ancak bir derttir (hastalıktır)." [8] Haram olan nesnelerle tedavi yasaklanmıştır. Ancak o konuda başka ilaç yoksa ve kullanılmadığı takdirde hayati tehlike varsa, o takdirde içinde haram nesne olan bir şey tedavi için kullanılabilir. Bu konudaki küllî kaide şudur: "Zaruretler, (zarar giderilecek miktardaki) haramları geçici olarak mübah kılar. "

f-İçki haram kılınınca Ebû Talha himayesinde bulunan yetimlere ait içkinin sirke haline getirilmesini" sordu. Rasûlullah ona bütün içkileri dökmesini emretti.[9]

g-Enes b. Malik'in (Radıyallahü anh):anlattığına göre; [10] "Rasûlullah'a (Sallallahü aleyhi vesellem): "İçkinin sirkeye dönüştürülmesinin cevazı sorulunca: "Hayır (olmaz)" dedi."

İçkinin sirkeye dönüştürülmesi konusunda müctehidler ihtilaf ettiler:(1)-Şafiî ve Hanbelî alimlerine göre dış bir etki (madde) ile sirke haline getirilmesi caiz değildir, haramdır. Bu konudaki haberler sahihtir.(2)-Hanefilere, Evzai ve Leys'e  göre caizdir. Çünkü bir haberde "Sirkenizin en hayırlısı içkinizden yapılandır"[11] şeklinde geçmektedir. Ancak bu rivâyet çok zayıftır, delil olmaz ya da kendi kendine sirke haline gelmesine hamledilir, diye tenkit edilmiştir.

(3)-İmam Malik'ten bu konuda üç farklı rivâyet gelmiştir: 3a-Haramdır, fakat o sirke temizdir, 3b-Haramdır ve o sirke necistir,  3c-Helaldir. Bu üç görüşü dış bir etki ile sirke olursa haram, ama kendi kendisine sirkeleşirse helaldir, şeklinde anlamak mümkündür.[12]

§Yukarıdaki sahih hadislerden içkinin sirkeye dönüştürülmesi ile temizlenmeyeceği anlaşılmaktadır.  Ancak kendi kendine sirke haline gelirse o zaman temiz kabul edilir ve helal olur. Bu konuda ihtiyatlı olmak ve şüpheli şeylerden kaçınmak gerekir.[13]

 

 

 

Temiz Bir Sıvıya Karışan Necaset ve Hükmü

Bu konu Fıkıh kitaplarında farklı başlıklar altında incelenmiştir. Bunlara istihlak da denebilir. Bizim için önemli olan Temizlik, Süt (Rada) ve Yemin konularındaki fetvalardır: Bunların en meşhurları:

1-Büyük havuz içine düşen bir necaset suyun renk, koku veya tadından birisini bozmazsa o su temizdir: Ancak büyük havuz konusunda ulema ihtilaf etmiştir. Bu ihtilaf iki kısımda incelenmektedir:

a-Hanefilere göre 10 zira x 10 zira= 100 zira' karelik havuz büyük sayılır. Bu da yaklaşık olarak 48 metre karedir.[14] Çünkü Hz. Peygamber (Sallallahü aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Kim bir kuyu kazarsa, hayvanlarının dolaşması (su içmesi) için[15] kuyunun etrafından da 40 zira’lık mesafe onun olur." [16] Kuyunun etrafını kare olarak düşünürsek, her köşesinin 10 zira olması durumunda 40 zira olacaktır. Bu da 10 zira x 10 zira= 100 zira ' karelik havuz demektir.

b-Şafii ve Hanbelilere göre ise İki kulle (1 varil) büyük havuzdur/çok sudur. Çünkü Peygamberimize sahrada bulunan ve yırtıcı olan-olmayan hayvanların içtikleri suların hükmü soruldu.[17] Şöyle buyurdu: "Su 2 kulle (1 varil) olduğu zaman (çok su hükmündedir ve) pislik taşımaz." 

Hz. Peygamber suyun az olduğu bölgeleri göz önünde bulundurarak asgari 2 kulle (1 varil) hacmindeki durgun suyu, çok suyun en az miktarı olarak kabul etmiştir. Bu miktardaki bir suya necaset düşse de suyun üç vasfından birisi değişmedikçe o su temiz ve temizleyicidir. Bu ve benzeri rivâyetlerde geçen kulle (القلّة) miktarında farklı görüşler vardır; Kulleteyn görüşünü alan Şâfiî ve Hanbelîlere göre,  bir kullenin miktarı 2,5 Hicâz kırbasıdır.[18] Bu duruma göre iki kulle (beş kırba); 500  ya da 600  Bağdat rıtlıdır veye 89 Halep rıtlına denktir.[19]  Bu da yaklaşık olarak 12 teneke ya da 1 varil (yaklaşık 200  litre) su demektir.[20] Çok suyun en az miktarı ile ilgili farklı rivâyetler olduğu için müctehidler ihtilâf etmişlerdir:

(1)-Hanefîlere göre, kulleteyn rivâyetlerinde farklılık ve kulleteyn miktarında da ihtilaf olduğu için bu rivâyetlerde ızdırab vardır. Durgun bir su olan havuz veya kabın hacmi 10x10 zira’ (yaklaşık 50 m²) olunca ya da bir kenarında oluşan dalganın öbür kıyıya varmadan kaybolacağı genişlikteki havuz ise çok su (el-Mau’l-müstabhar) kabul edilir ve içine necaset düştüğünde suyun üç vasfından biri bozulmadıkça su pislenmez/kullanılabilir. Hanefî müctehidleri çok su miktarında dalganın öbür tarafa ulaşmaması şartını denize kıyas ederek kabul ettiler. Zira Peygamberimiz "Denizin suyu temiz ve temizleyici, ölüsü de helâldır" buyurdu. Ayrıca uykudan uyanan kişinin dışarıda elini yıkamadan su kabına daldırması ve durgun suya idrar yapılmasının yasaklanması gibi rivâyetler de bu görüşün tespitinde etkili olmuştur.[21]

(2)-Mâlikîler çok su için bir sınır belirtmediler, ancak az suya necaset düşüp vasıflarını değiştirmese de necis olur, dediler.[22]

 (3)-Şafiîler en az iki kulle (1 varil) hacmindeki suyu çok su kabul ettiler. Çünkü rivâyetlerde zikredilmiştir[23]

(4)-Hanbelîler ise çok suyun miktarı ile ilgili İmam Ahmed’den iki farklı görüş zikrederler. Bu görüşlerden birisine göre en az 2 kulle olması lâzım, diğerine göre ise su az da olsa 3 vasfından biri bozulmazsa temiz ve temizleyicidir, dediler. Doğrusunu Allah bilir.[24]

 

2-Kuyuların temizliğinde içine düşen necasetin büyüklüğüne göre su çıkarılır: Bununla ilgili Hanefi mezhebinin ünlü kitabı el-İhtiyar'da şu bilgiler bulunmaktadır:[25]

a-Kuyuya bir pislik düşer ve sonra çıkartılıp suyu tamamen boşaltılırsa o kuyu temizlenmiş olur.

b-Serçe, fare ve bunlara benzer hayvanlar kuyuya düşüp ölürler­se (şişmemiş ve dağılmamış olunca) kuyudan 20 kovadan 30 kovaya ka­dar su çıkartılınca kuyu temizlenmiş olur.

c-Güvercin, tavuk vb. gibisi düşüp ölürse 40 kovadan 60 kovaya kadar su çıkartılır.

d-İnsan, koyun ve köpek gibi canlılar; kuyuya düşüp Ölürlerse ku­yu tamamen boşaltılır. Kuyuya düşen bir hayvan, şişer yahut dağılırsa o kuyunun da bütün suyu boşaltılır.

e-Her kuyu hakkında onun kovası muteberdir. Bir kuyunun bü­tün sularını boşaltmak mümkün olmazsa ondan, 200 kovadan 300 kova­ya kadar su çıkartılır.

3-İnsan sütüne yabancı bir sıvının karışması durumunda, onu içen çocuk ile süt akrabalığı konusunda hüküm çoğa göre verilir. [26]

a-Eğer süte su katılır ve süt sudan daha çok olursa onun­la yine hürmet (süt akrabalığı) meydana gelir. Eğer su çok olursa onunla hürmet hasıl olmaz. Bu Hanefi mezhebinin görüşüdür. Ama İmam Şafii'ye göre; Suyun içinde süt az da olsa suyun içinde gerçekte süt vardır ve süt akrabalığı meydana gelir.

b-Süte konulan ilâç konusunda da çoğa bakılır. İlâca konan süt eğer ilâçtan fazla olursa onunla süt akrabalığı meydana gelir.

c-Kadının sütü koyu­nun sütüne de karıştığı zaman eğer kadının sütü koyunun sütün­den çok olursa onunla süt akrabalığı meydana gelir.

4-Yemin konusunda hüküm çoğa göre verilir: Meselâ, birisi "Ben süt içmeyeceğim, diye yemin ettiği zaman, eğer içinde az süt bulunan bir suyu içerse, o süt yok hük­münde olduğu için yeminini bozmuş sayılmaz.[27]

Bir kişi yanındaki içkiden (hamr) içmeyeceğine yemin etse, sonra da onu bir su kabına dökse, o kaptaki su, içkiye baskın gelse ve içkinin rengi, kokusu ve tadı gitse, daha sonra söz konusu şahıs bunu içse yeminini bozmuş olmaz. Çünkü başka maddenin kendisine galip gelmesiyle istihlake uğrayan şey yok hükmündedir. Nitekim sınırsız miktarda suya dökülen içki (hamr) ile izi kalmayacak şekilde istihlake uğramış necaset de aynı hükümdedir.”[28]

 

Nasların Değerlendirilmesi

Bu örnekler ruhsat kapsamındadır.

a-Büyük havuza necaset düştüğünde renk, koku veya tadından birisi değişmedikçe temizdir. Ama bu durum, bir kaba bilerek ve sürekli necaset atılmayı kapsamaz.

b-Kuyulara necaset düştüğünde necasetin büyüklüğüne göre su çıkartılır. Çıkartılan su miktarı da kolaylık (ruhsat) olarak sınırlanmıştır. Normalde bütün suyun çıkartılması gerekirdi.

c-Süte yemek karıştırılması ve yemin konusuna gelince, onlar istihlak değil de, şüpheli olmasından dolayı çoğa göre verilmiş bir fetvadır.

d-Yemin konusunda ise, söz konusu karışımın tam hamr olmadığını belirtmek için verilmiştir. İçilmesinin helal olduğunu göstermez. Bu durumda her Müslüman suya şarap katarak rahatlıkla içebilir, dememiz gerekir ki bu durum bizi son derece çıkmaza sokabilir.

 

Alkol Oluşumu ve Karışımının Sonuçları

Bir sıvı içinde alkol oluştuğunda veya sonradan karıştırıldığında acaba haram ve necis olma özelliği devam eder mi?

Bu konuya açıklık getirmek için içinde alkol olan ürünleri bilmek gerekir. Bunlar iki kısma ayrılır:

1-Alkollü İçecekler

İçinde çok miktarda alkol olan ve insanı sarhoş eden içeceklerdir. Şarap, rakı ve bira gibi. Biradaki alkol oranı %5’tir. Çoğu şaraplarda bu oran %10-%14 arasında değişir, ancak sherry veya vermut gibi daha konsantre şaraplarda bu oran %20’ye kadar çıkabilir. Damıtılmış içkiler (whisky, votka, rom, cin vb.) önce fermente edilir sonra alkol seviyesini yükseltmek için damıtılırlar. Bu grup içkilerin bazılarında alkol oranı %40’a ulaşmaktadır. Hatta bazı likörler daha yoğun olabilir.[29]

 

2-Alkolsüz Denilen İçeceklerin ve Kozmetiklerin Durumu

Bunları şu başlıklar altında toplamak mümkündür.

a-Gazlı içecekler

b-Kozmetikler (Şampuan ve kolonya)

c-Boza

d-Kefir

e- Alkolsüz Bira

f-İlaçlar.

Bu ürünlerin içlerindeki alkol oranı çok önemlidir. Çünkü hüküm ona göre değişmektedir:

a-Gazlı İçecekler ve Alkol:

Avrupa'daki gazlı içeceklerde alkol oranı hacim esasına göre (yani 100 ml içecekteki ml cinsinden alkol miktarı) % 0,3’ü geçemezken, ülkemizde bu oran 2007 yılında yayınlanan tebliğ ile Litrede 3 grama çekilebilmiştir. Bu ağırlık esasına göre (yani 100 ml içecekteki gr. cinsinden alkol miktarı) % 0,3 ü ifade eder. Daha önce hacim esasına göre verilirken şimdi niye gram dendi, onu da anlamak mümkün değildir. Çünkü sıvının yoğunluğuna göre gramı değişebilir, hacim esasına göre daha yüksek bir miktarı gösterir. Yani litrede 3 gram alkol bulunan bir içecekte, % 0,3 (v/v)’lük alkol bulunan bir içeceğe göre daha fazla alkol bulunmaktadır.

Ürünlerin içlerindeki alkol miktarı % ile verilmelidir ki tüketici ona göre tasarrufta bulunsun. Nasıl ki alkollü içeceklerde ambalaj üzerinde alkol yüzdesini yazmak kanunen şart ise, aynı şekilde alkolsüz içeceklerde de alkol yüzdesi yazılmalıdır. Ona göre tüketici tasarrufta bulunmalıdır.

    Türkiye'deki 10 gazlı içecekler üzerinde yapılan bir çalışmada alkol oranlarının 0,20-1,56 arasında değiştiği gözlemlenmiştir.[30] Etil alkol gazlı maddelerde esans için ara çözücüdür. Bu işlevi propylen glycol de yapmaktadır. Ama maliyeti yükseltmesi yanında yüksek miktarlarının sağlığa zararlı olması sebebi ile de tercih edilmemektedir.

 

Alkollü İçkilerde Hacmen Alkol Miktarının Etikette Bildirilmesi Hakkında Tebliğ: Yetki Kanunu: Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği (R.Gazete 26.02.2003-25032,  Tebliğ No 2003/ 06). Bu tebliğ, şıra vermut çeşitleri dışında kalan ve alkol miktarı % 1,22’yi geçen içkilerin hacim esasına göre alkol toleranslarını (% +) düzenlemektedir. Alkol miktarının etikette bildirilmesi şartı getirilmiştir. Bu düzenleme, % 1,22’nin altında olup da, %0,3’ü geçenler için de mecburi tutulması gerekir.

Alkolsüz İçecekler Tebliği: Yetki Kanunu: Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği (R. Gazete:15.06.2007-26553, Tebliğ No: 2007/26) ve Alkolsüz İçecekler Tebliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliği (R.Gazete: 01.11.2007-26687, Tebliğ No: 2007/46). Bu Tebliğ kapsamında yer alan alkolsüz içeceklerde, 20oC’da üretimin doğasından kaynaklanabilecek etil alkol miktarı en çok 3,0 g/L, laktik asit miktarı en çok 0,6 g/L, uçucu asit miktarı en çok 0,4 g/L olabileceği toleransı getirilmektedir. Ayrıca kafein miktarının en çok 150 mg/L olabileceği sınırı getirilmiştir

 

b-Kozmetikler ve Alkol:

Şampuan gibi kozmetik ürünlerinde farklı miktarlarda alkol bulunmaktadır. Bunlar yanında % 100 Alkolsüz kozmetik ürünler de bulunmaktadır.

Kolonya; su, etanol ve aromatik yağlardan oluşur. Etanol, hacimce %70-%90 arasında değişebilir. Hacimce yüzde kaç etanol içerdiği kolonya şişesini üzerinde A° olarak belirtilir. 80° yazıyorsa, hacimce %80 etanol içeriyor demektir. Kolonyadaki derece ne anlama geliyor, 80°C kolonyadaki alkol oranı mı? %80 midir?Kolonyadaki derece ne anlama geliyor, 80°C kolonyadaki alkol oranı mı? %80 midir?Aslında alkolsüz kolonya da bulunmaktadır.[31]

Kozmetiklerde alkolsüz ürünler tercih edilmelidir. (Krem gibi) tıbben kullanılması gerekiyorsa ilaç kapsamında düşünülebilir.

c- Boza:

Kaynatılarak jelatinize edilmiş darı, mısır, pirinç veya ince bulgurun özel laktik kültür veya “(Ekmek ekşi hamuru + yoğurt)” kültürü ile 24 saat laktik fermantasyonu sonucu elde edilir. Bir günlük boza% 0,3-0,5 alkol içerir. Boza, koyu kıvamda tatlı ve ekşi tadın karışımı lezzette olan köpüklü-şekerli bir içecektir. Yazın bozadaki mikroorganizmaların üremesi hızlı bir şekilde olup bozayı ekşitmekte ve alkol miktarını % 1’in üzerine çıkarmaktadır. Bu sebeple ticari bozalar pastörize edilip, soğuk zincirde piyasaya arz edilmektedirler. Yeni üretilen taze bozadaki alkol miktarı % 0,4-0,8 dolaylarındadır.

d- Kefir:

Sütteki süt şekerinin (laktozun), süt asiti bakterileri ve kefir taneciği denilen maya (Bakteri+Maya) yardımıyla parçalanması sonucu oluşan bir süt ürünüdür. Kullanılan bu mikroorganizmalar sayesinde özellikle süt asidi ve bir miktar da etil alkol oluşmaktadır. Geleneksel olarak Orta Asya`da yapılan kefirlerde % 0,5 – 1,0 alkol bulunmaktadır. Gıda firmalarının üretttiği ve marketlerde satılan kefir ürünlerinde ise alkol miktarı daha düşük olup, % 0,1 –0,5 arasında değişir.

Boza ve Kefir uzun süreli inkübasyon ile alkol miktarını %2’nin üzerine kadar çıkarabilir.

e- Bira:

Arpa maltından yapılan bir içki çeşididir. Normal bira ve Alkolsüz bira şeklinde iki kısma ayrılmıştır.

Bira Tebliği: Yetki Kanunu: Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği (R.Gazete: 07.07.2006/26221, Tebliğ No: 2006/33) Bu Tebliğin amacı, biranın tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretim, hazırlama, işleme, muhafaza, depolama, taşıma ve pazarlamasını sağlamak üzere özelliklerini belirlemektir. Bira hacmen alkol miktarlarına göre dörde ayrılır:

 

Ürün Adı

% Hacmen Alkol (20 ºC)

Alkolsüz bira

< 0,5

Düşük Alkollü Bira

> 0,5 < 3

Bira

> 3 < 6

Yüksek Alkollü Bira

> 6 < 10

 

Alkolsüz bira için caizdir demek mümkün değildir. Çünkü kurallar açısında bu içecek her ne kadar düşük alkollü olsa da, ismi ve amacı açısından içilmesi caiz değildir. Çocuklar ve gençler bu şekilde biraya alıştırılmaktadır. Daha sonra Alkolsüz şarap, Alkolsüz rakı vs. çıkarsa hiç şaşırmayın. Bu sebeple söz konusu içecek Sedd-i zeria açısından caiz olmamalıdır. Bu isimler yerine Arpa suyu (malt şurubu), Üzüm suyu veya şırası denebilir.

Bazı kişiler ekmekte de alkol vardır demektedir. Evet, ekmek hamurunda fermantasyon aşamasında %1-3 civarında alkol oluşabilmektedir. Ama bu pişirme aşamasında buharlaşıp uçmaktadır. Fırından çıkmış taze ekmekte % 0,3 - 0,5 alkol bulunmaktadır.

 

f-İlaçlar:

Bazı ilaçlarda farklı oranlarda alkol vardır. Bunların alternatifi yoksa zaruret kapsamında cevaz verilir.

 

Sonuç

1- Bazı gazlı içeceklerde (gazozlarda) alkol bulunmaktadır. Alkolsüz gazlı içeceklerde % 0,3’e kadar alkol bulunması kanunen serbesttir. Alkolün üründe kendinden oluşması veya dışarıdan katılmış olması konusundaki hükümler farklılık arz etmelidir.

2-Şarap gibi alkollü içeceklerde alkol oranını belirtme şartı olduğu gibi, alkolsüz içecekler (olarak bilinen, ama içinde az miktarda da olsa alkol bulunan içecekler) için de ambalajında alkol oranını % olarak belirtme zorunluluğu getirilmelidir.

3-Bazı ilaçlarda farklı oranda alkol bulunmaktadır. Bu tür ilaçların kullanımı (yüksek miktarda alkol içermediğinde ve ilacın alternatifi bulunmadığında) zaruret kapsamında değerlendirilebilir. 

4-Kozmetik ürünlerin bir kısmında alkol bulunmaktadır. Bunlar temizlikte kullanıldığı için gazlı içecekler gibi düşünülmemelidir.

5-Gazlı içecekler ve kozmetik ürünlerde alkolsüz ürünler tercih edilmelidir. Meselâ, gazlı içeceklerde esansın çözülmesi için alkol kullanılmaktadır. Bunun yerine varsa sağlığa zararlı olmayan diğer çözücüler tercih edilmelidir.

6-Marketlerde satılan boza ve kefir içilebilir. Ancak bunlar açıldıktan sonra bitirilmelidir. Son kullanım tarihleri iyi takip edilmelidir. Çünkü durdukça içindeki alkol oranları yükselir. Peygamberimiz Üzüm hoşafı (şırası)nı 3 gün kullanır, sonra kalanını dökerdi. Çünkü köpürmeye başladığında içindeki alkol oranı yükselmektedir.

7-Alkolsüz bira adı altında satılan mamuldeki alkol oranı çok düşük de olsa (Sedd-i zeria açısından) helal kapsamına alınmamalıdır. Çünkü bu isimle yaygınlaşan içecek ile Alkollü biranın reklamı yapılacak ve sonraki nesil için normal bir içecek haline gelecektir. Bunların peşinden Alkolsüz rakı, Alkolsüz şarap vd. içecekler üretilerek Müslüman dünyanın değerleri sarsılmaya çalışılacaktır. Peygamberimiz içkinin yasaklandığı dönemde içki yapılan kapların bile kullanılmasını yasaklamıştır. Çünkü onlar içkiyi hatırlatmaktadır. İslâm ise bunları zihinden silmek istemektedir.

8-Müslüman âlimler ve Helal Gıda Kurumları alternatif ürünler için projeler hazırlamalı, bayileri ve üreticileri bunlara yönlendirmelidirler.

9-Tüketicileri bilinçlendirmek için halka yönelik seminer, konferans ve eğitim programları hazırlanmalıdır.

10-Resmi ya da sivil toplantılarda gazlı içecekler yerine doğal meyve suyu servis edilmelidir.

 

 

 

 

*: 1. Ulusal Helal ve Sağlıklı Gıda Kongresinde sunulmuştur (19-20 Kasım 2011, Ankara).

 



[1]Kullanılması günah olmayan alkollerden bazıları şunlardır:  Metanol: Metil Alkol: Endüstride, çözücü olarak bazı boyaların elde edilmesinde kullanılır. 20 gramdan fazlası öldürür, azı gözü kör eder. Gliserin: Propan triol: Her türlü yağlardan elde edilir. Eczacılıkta, kozmetik ve gıda sanayiinde ve dinamit yapımında kullanılır. Fenil etanol: Gül yağında bulunur. Ester haline getirilerek parfümeride kullanılır.  Propanol: Propil alkol: İki çeşidi vardır: Normal propil alkol, izo propil alkol. Gıda sanayiin de kullanılmaz. Zehirlidir. Aseton elde edilmesinde ve çözücü olarak kullanılır. Cetyl Alkol: Setil Alkol: Gliserin ile esterleşmesinden simil alkol elde edilir. Kozmetik sanayiinde kullanılır. Butil Alkol: Butanol: Mısır karbonhidratlarının mayalanmasından elde edilir. Benzil Alkol: Parfümeride esterleri kullanılır.

[2] Buhari, Tefsir 108, Eşribe 1, 4; Müslim, Tefsir 32, 33 (3032)

[3] Müslim, Eşribe 74 (2003)

[4] Ahmed, II/91 (Abdullah b. Ömer’den), 167, 179 (Abdullah b. Amr’dan), III/112 Enes b. Malik’ten, 343 (Cabir’den) (Ş. Arnavud: Sahih); Ebû Davud, Eşribe (3681), (Elbani: Hasen Sahih); Tirmizi, Eşribe 3 (1865), (Hasen garib); İbn Mace, Eşribe 10 (3393); İbn Hibban, II/192 (5370), 202 (5382), (Ş. Arnavud: Hasen); Nesai bu hadisi Cabir dışındaki sahabilerden nakletti. Bk. Sünen, Eşribe 25 (5608) (Amr b. Sa’d, babasından), (5607), (Amr b. Şuayb, babası yoluyla dedesinden)

[5] Müslim, Eşribe 82 (2004)

[6] İbn Abdilber, Temhid, V/165; Nevevi, Mecmu', V/521-522, Ravzatü't-talibîn, X/168; Kasani, Bedai', V/115-116; İbn Müflih, Furu', IX/106-107

[7] Beyhaki, X/5 (19463, 19464)

[8] Müslim, Eşribe 12 (1984); Ebû Davud, Tıb 11 (3873)

[9] Tirmizi, Büyu' 58 (1293) (Elbani: Hasen)

[10] Müslim, Eşribe 11 (1983)

[11] Beyhaki, VI/38 (10985), (Çok zayıf)

[12] İbn Abdülber, Temhid, IV/150; Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, XIII/152; San'âni, Sübülü's-selâm, I/51-52

[13] San'ânî, age., I/51

[14] Mevsıli, İhtiyar, 1/14

[15] İbnü'l-Esir, Nihaye, III/507

[16] İbn Mace, Rühûn 22 (2486); Darimi, Büyu' 82 (2626), (İbn Hacer: Zayıf, Elbani: Hasen li ğayrihi); Senedde İsmail b. Müslim el-Mekkî vardır ve zayıf kabul edilmiştir. Bk. İbn Hacer, Takribu't-Tehzib, Trc.no: 484; Ancak Taberani bunu Eş'as←Hasan←Abdullah b. Muğaffel şeklinde de nakletmiştir. Bk. Zeylai, Nasbu'r-Raye, IV/291

[17] Ahmed, II/12, 23, 38; Ebû Davud, Tahâre, 33, (63-65); Tirmizi, Tahâre, 50, (67) Nesâi, Tahâre, 44, (52); İbn Mâce, Tahâre, 75, (517-518) (Bûsirî: Râvileri sikadır.)

[18] Ahmed, II/23; Ebû Davud, Tahâre, 33; Tirmizi, Tahâre, 50; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, I/263; Ebû Abdullah el-Makdisî, Muhtâra, V/241

[19] Münâvî, Feyzu’l-Kadîr, I/312

[20] Abdülfettah Ebû Gudde, Hâşiyetü Fethı bâbi’l-İnâye, I/112

(Kulle’nin hacmi hakkında değişik görüşler vardır. Bir görüşe göre kulle, 250 rıtıldır. Bir Bağdâdî rıtlı yaklaşık 401 gramdır. (Bk.Tecrîd-i Sarih Tercemesi,  I/166)

[21] Mevsılî, İhtiyâr, I/14

[22] İbn Rüşd, age. I/17

[23] İmam Şâfiî, Ümm I/18, 28; Nevevî, Mecmû’, I/112

[24] İbn Kudâme, age. I/24

[25] Mevsılî, İhtiyâr, I/17

[26] Merğınani, Hidaye, 1/217

[27] Merğınani, Hidaye, 1/217

[28] Kasani, Bedaiu's-Sanai, III/98

[29] Bk. http://www.alkol.gen.tr/alkol/content/alkolun-gercekleri

[30] Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz, tarafından; Gazozların içeriğinde alkol olup olmadığının tespiti için Gebze’de bulunan TÜBITAK Marmara Araştırma Merkezi’ne başvurulmuştur. Orijinal ambalajı içinde teslim edilen 10 adet gazoz şişesinde bulunan sıvı için “IFFJ modifiye rebelin metodu,1983” yöntemiyle etil alkol analizi yaptırılmış ve bu sonuçlara ulaşılmıştır.

[31] İzmirli kozmetik firması Mirayım; 'Nivay' markasıyla, Türkiye'de ve dünyada ilk kez alkolsüz limon kolonyası üretmiştir. Türk Patent Enstitüsü tarafından da tescillenerek koruma altına alınan buluş, alkole karşı alerjisi olan ve alkollü kolonya kullanmak istemeyenler için de alternatif bir ürün olarak raflardaki yerini almıştır.